İmplant, Zirkonyum Diş Kaplama İstanbul- Diş Hekimi Sertaç KIZILKAYA

Diş İmplantları Hakkında 5 Şaşırtıcı Gerçek

Diş implantı yaptırmayı düşündüğünüzde aklınıza ilk gelenler muhtemelen maliyet, operasyonun ağrılı olup olmayacağı veya sürecin karmaşıklığı gibi endişelerdir. Bu endişeler oldukça yaygın olsa da, implant tedavisi hakkındaki bilgilerin çoğu ya eksik ya da yanlış anlaşılmalara dayanıyor. Bu yazı, Diş Hekimi Sertaç Kızılkaya’nın paylaştığı uzman görüşlerinden yola çıkarak, bu konudaki en yaygın yanlış anlamaları düzeltecek ve implant tedavisi hakkında pek bilinmeyen beş önemli gerçeği ortaya koyacak.

1. Hekim Seçimi, İmplantın Markasından Daha Önemlidir

İmplant tedavisinde başarının anahtarı, popüler inanışın aksine, implantın “İsviçre malı” veya “Alman malı” olması değildir. Başarının temelini, tedaviyi uygulayan hekimin tecrübesi, el becerisi ve hepsinden önemlisi yaptığı planlama oluşturur. Dr. Kızılkaya’nın da belirttiği gibi, “İmplantın başarılı olması iyi bir planlama yapılmasına bağlıdır… Atalarımızın dediği gibi bir işi yapmadan önce kırk defa düşünüp bir defa yapmak gerekmektedir.” Sizin durumunuz için en uygun implantı seçmek, cerrahiyi ve protez aşamalarını en ince detayına kadar planlamak ve uygulamak hekimin sorumluluğundadır.

Diş Hekimi Sertaç Kızılkaya bu durumu trafikteki arabalara benzetiyor: Onlarca marka arasında A, B, C sınıfı araçlar olduğu gibi, implantlar arasında da benzer bir sınıflandırma yapılabilir. Ancak en iyi arabaya sahip olmanız, iyi bir şoför olmadığınız sürece bir anlam ifade etmez.

Unutmayın ki tedavi, sadece çene kemiğine yerleştirilen bir vidadan ibaret değildir. Bu, hekimin uygulaması, implant üzerine gelecek protezi hazırlayan teknisyenin becerisi ve kullanılan diğer malzemelerin kalitesiyle bir bütündür. Bu nedenle, önceliğiniz belirli bir marka veya en düşük fiyatı aramak yerine, bilgi ve tecrübesine güven duyacağınız bir hekim bulmak olmalıdır.

2. “En Ucuz” İmplant, Çoğu Zaman En Pahalıya Mal Olur

İmplant tedavisinde sadece başlangıç maliyetine odaklanmak, uzun vadede çok daha büyük masraflara ve problemlere yol açabilir. Düşük maliyetli, planlaması zayıf ve kalitesiz malzemelerle yapılan tedavilerde implant kaybı, enfeksiyon veya protez uyumsuzluğu gibi ciddi sorunlar yaşanma riski artar.

Bu gibi bir sorunla karşılaştığınızda, implantı sökmek, bölgeyi iyileştirmek ve tüm süreci yeniden başlatmak gerekebilir. Bu durum, başlangıçta tasarruf ettiğinizi düşündüğünüz miktarın kat kat fazlasını hem maddi hem de manevi olarak harcamanıza neden olabilir. Konuyla ilgili olarak hekimin şu uyarısı oldukça nettir:

…ucuz etin tiridi olmuyor yani. Ucuz mal alacak kadar zengin misin? Ucuza kaçıp sonra yeniden yaptırmayı deneyebilirsiniz.

Elbette bu, en pahalı tedavinin her zaman en iyisi olduğu anlamına da gelmez. Asıl önemli olan, doğru hekim ve doğru planlama ile elde edilen “sağlıklı” sonuçtur. Bu sonuç, size ömür boyu hizmet edecek bir yatırımdır.

3. İmplant Temizliği, Kendi Dişinizden Daha Fazla Özen İster

Bu, hastalar için en şaşırtıcı bilgilerden biridir. Birçok kişi, yapay bir dişin çürümeyeceği için bakımının daha kolay olacağını düşünür, ancak durum tam tersidir. İmplant üstü protezlerin temizliği, doğal dişlerinizden daha fazla zaman ve özel ekipman gerektirir.

Bunun temel nedeni anatomik bir farktır:

Bu şekil farkı, implant ile diş eti arasında yiyecek artıklarının ve bakterilerin birikmesi için son derece elverişli boşluklar ve cepler oluşturur. Standart diş fırçalama, bu kritik bölgeleri temizlemek için kesinlikle yetersiz kalır. Bu nedenle implantlarınızın sağlığını ve ömrünü korumak için arayüz fırçaları, süngerli diş ipleri (superfloss) ve ağız duşu gibi özel ekipmanları günlük rutininizin bir parçası haline getirmeniz şarttır. Onca emek ve para harcayarak yaptırdığınız implantların ömrünü uzatmak, bu özenli bakıma bağlıdır.

4. Korkulanın Aksine, İmplant Operasyonu Ağrısız Bir Süreçtir

Diş hekimi koltuğu ve cerrahi işlemlerle ilgili korkular, birçok hastanın tedavisini ertelemesine neden olur. Ancak gerçek şu ki, implant operasyonu ağrısız bir süreçtir.

Operasyon, bölgesel (lokal) anestezi altında yapılır ve bu sayede işlem sırasında hasta kesinlikle ağrı hissetmez. Anestezinin etkisi geçtikten sonra oluşabilecek hafif sızlama veya ağrılar ise, hekiminizin operasyon sonrası reçete edeceği ağrı kesiciler ve bazen yapılan tek doz bir iğne ile tamamen kontrol altına alınır.

Kanama konusu da sıkça endişe yaratır. Ancak işlem sonrası hekiminizin verdiği tamponu sıkıca ısırmak, ilk 24 saat tükürmemek, ağzı çalkalamamak ve sıcaktan uzak durmak gibi basit kurallara uyduğunuzda kanama kontrolü de kolayca sağlanır. Bu basit önlemler, iyileşme sürecini konforlu bir şekilde geçirmenizi sağlar.

5. Her Eksik Diş İçin Bir İmplant Gerekmez: Köprü Çözümleri

Hastaların maliyet hesaplarken sıkça düştüğü en büyük yanılgılardan biri, her eksik diş boşluğu için bir adet implant yapılması gerektiğini düşünmektir. Oysa implantlar, aynı zamanda birer köprü ayağı görevi görerek çok daha akılcı ve ekonomik çözümler sunar.

Örneğin, yan yana üç dişini kaybetmiş bir hasta için üç ayrı implant yapılmasına gerek yoktur. Bunun yerine, boşluğun iki ucuna yerleştirilecek iki adet implant, üzerine yapılacak üç üyeli bir köprü protezini rahatlıkla taşıyabilir. Benzer şekilde, iki diş eksikliği için genellikle iki implant gerekirken, dört veya daha fazla diş eksikliği gibi durumlarda kaç implant yapılacağına, kemik durumuna ve planlamaya göre hekiminiz karar verir.

Bu bilgi, özellikle çoklu diş eksikliği yaşayan hastalar için hem tedavi planının basitleşmesi hem de maliyetlerin önemli ölçüde azalması anlamına gelir.

——————————————————————————–

Sonuç

Diş implantı, sadece teknik bir işlem olmanın ötesinde, hasta ile hekim arasında kurulan uzun soluklu bir güven ilişkisidir. Tedavi bittiğinde her şey sona ermez; düzenli kontroller ve bakım ile devam eden bir yolculuk başlar. Dr. Sertaç Kızılkaya bu süreci şöyle özetliyor: “Bütün dişlerine implant yaptığım hastalarım ile dost ve arkadaş oluyoruz… Düzenli kontroller, protez veya kaplamalarının bakımı nedeni ile beni düzenli ziyaretleri dostluğumuzu pekiştiriyor.”

Bu nedenle, bu önemli sağlık yatırımını yaparken kendinize sormanız gereken en kritik soru şudur: “Kendimi kime emanet etmeliyim?” Unutmayın, en doğru karar; her zaman muhatap bulabileceğiniz, sizi yarı yolda bırakmayacak ve içinizin sindiği bir hekime kendinizi emanet etmektir.

Exit mobile version