Diş Hekimi Sertaç Kızılkaya

Çalışma Günleri : Pazartesi - Cumartesi, 09:30 - 19:00
  İletişim : 0212 661 69 79

Ağız kanseri

İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi DERLEME
Cilt: 45,  Sayı: 1  Sayfa: 55-63,  2011
AĞIZ BOŞLUĞUNDA GÖRÜLEN KANSERLER
VE
SINIFLANDIRILMASI
ORAL CAVITY CANCERS AND CLASSIFICATION
Kıvanç BEKTAŞ-KAYHAN
1
, Meral ÜNÜR¹
ÖZET
Ağız kanserlerinin görülme sıklığı tüm dünyada artmaktadır. Bu nedenle araştırmacılar tarafından risk faktörleri belirlenmeye 
ve kanserler önlenmeye çalışılmaktadır. Erken teşhis prognozda önemli bir yere sahip olması nedeniyle ağız boşluğunda yer 
alan farklı tiplerdeki kanserlerin klinik görünümleri diş hekimi tarafından  ayırıcı tanıları ile birlikte bilinmelidir. Bu yazıda 
ağız boşluğunda görülen kanserler  kaynaklarını aldıkları dokuya göre  sınıflanmış ve kliniğimizde teşhis edilen hastaların 
görüntüleri ile birlikte sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Ağız kanserleri, sınıflama, oral skuamöz hücreli karsinom.
ABSTRACT
The incidence of oral cancer is increasing all over the world. The researchers are studying on determining risk factors for this 
cancer and try to avoid cancer development. Early diagnosis has an important place in prognosis, so the different types of oral 
cavity cancers in the clinical appearance in conjunction with the differential diagnosis by the dentist should be known. In this 
paper, seen in oral cavity cancers are classified according to the tissue they arise from and identified in our clinic are 
presented with images of patients.
Key Words: Oral cancers, classification, oral squamous cell carcinoma.
                                                
1
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Bilim Dalı.56 Bektaş-Kayhan K., Ünür M.
Giriş
Ağız boşluğu içinde görülen kanserler  (oral 
kanserler) dişhekimlerinin teşhis ve hatta tedavisinin 
de bir parçası olduğu bir hastalık grubudur. Malign 
neoplazmlar arasında yer alan önemli morbidite ve 
mortalite nedenlerinden biridir. Tüm dünyada en sık 
izlenen altıncı kanser olduğu bildirilen oral 
kanserlerin (1), tüm vücut kanserlerinin yaklaşık 
%2-4’ünü oluşturduğu bildirilmiştir (2, 3). 
Latince ‘cavum oris’ olarak adlandırılan ağız 
boşluğu önde dudaklar, yanda yanaklar tarafından 
sınırlı olup önde ağız deliği ile dışarı açılır. Arkada 
yumuşak damak, aşağıda yutak darlığı ile sınırlanır. 
Ağız boşluğunun tavanını sert damak oluştururken 
alt duvarını da ağız tabanı yapar ve üzerine de dil 
oturur. Bu şekilde sınırlanan ağız boşluğu, alveol ve 
diş arkları ile biri önde; ağız vestibülü, diğeri arkada; 
asıl ağız boşluğu olmak üzere iki kısımdan oluşur 
(4). Oral kanserler tanımlanırken de anlatılmak 
istenen anatomik alan dudaklar, yanak mukozası, 
ağız tabanı, gingiva, sert damak, yumuşak damak, 
retromolar üçgen ve dilin ön 2/3’lük mobil kısmıdır 
(5). Kimi yazarlar yumuşak damağı bölgeye dahil 
etmezler (6) .
Oral Kanserlerin Sınıflandırılması
En sık görülen oral kanserler epidermoid 
karsinomlardır. Bu karsinomlar veya varyasyonları 
tüm oral kanserlerin yaklaşık %90’ını oluşturur. % 
5-10’unu minör tükürük bezi karsinomları 
(adenokarsinoma, adenokistik karsinoma, 
mukoepidermoid karsinoma) ve geri kalan kısmını 
ise yumuşak doku sarkomları, malign melanoma, 
Hodgkin dışı lenfomalar ve diğer habis tümörler 
oluşturur (6, 7, 8). Oral kanserlerin kaynaklandıkları 
dokuya göre yapılan sınıflandırılması şematik olarak 
Tablo 1’de ve tiplerine göre oral kanserleri yüzdeleri 
Şekil 1’de belirtilmiştir.
Tablo 1: Oral Kanserlerin Sınıflandırılması (8).
Oral Kanserler Alt gruplar
Epidermoid Karsinom Skuamöz Hücreli Karsinom 
Verrüköz Karsinom
Spindle Hücreli Karsinom 
Bazaloid Karsinom 
Adenoskuamöz Hücreli 
Karsinom
Bazoskuamöz Karsinom 
Tükürük Bezi 
Karsinomları
Polimorfoz düşük gradlı 
Adenokarsinom
Mukoepidermoid karsinom
Adenokistik karsinom
Lenfomalar Hodgkin Dışı Lenfomalar
Hodgkin Lenfomalar
Burkitt Lenfoma
*Sarkomlar Rhabdomiyosarkom
Osteosarkom
Fibrosarkom
Kondrosarkom
ağız kanseri,diş hekimi,zirkonyum diş fiyatları
Liposarkom
Fibröz histiyositom
Nörofibrosarkom
Anjiyosarkom
Kaposi sarkomu
*Metastatik Tümörler 
*Melanomlar Malign melanom
*Multipl Miyelom
*Oral kavitenin nadir görülen kanserleri
Şekil 1: Oral kanserlerin tiplerine göre dağılımını 
gösteren grafik (8).
EK: Epidermoid karsinom
MK: Minör tükürük bezi karsinomları
DHT: Diğer malign tümörlerAğız Boşluğunda Görülen Kanserler ve Sınıflandırılması 57
1. Epidermoid Karsinomlar
Skuamöz hücreli karsinom tipik bir epidermoid 
karsinom olmakla birlikte bu gruba oral kavitede 
görülen verrüköz karsinom, asinik hücreli karsinom, 
bazaloid karsinom, adenoskuamöz hücreli karsinom 
ve bazoskuamöz hücreli karsinom da dahildir (8).
Verrüköz Karsinom
Verrüköz karsinom lezyonları tipik olarak 
ekzofitik, karnabahar şekilli kitleler olarak görülür 
ve genellikle lökoplaki lezyonları ile ilişkilidirler (9) 
. Verrüköz karsinomların enfiye kullanımı ve tütün 
çiğnenmesi ile ilişkili olduğu da düşünülmektedir 
(10). Bu kanserin önemi yavaş büyüyen ve 
genellikle yüzeyel büyüme gösteren bir tümör 
olmasıdır. Sıklıkla bukkal mukoza ve gingiva 
görülür (5). Histolojik olarak tümör selim görünüşlü 
ve kalınlaşmış epitel ve büllöz rete pegler ve 
parakeratinle dolu yarıklar içerir (8). Tümör 
infiltrasyondan çok lateral ekspansiyon şeklinde 
büyüme gösterir (5). Klinik olarak lezyon, papillom, 
verrüköz hiperplazi veya proliferatif verrüköz 
lökoplaki olarak teşhis edilebilir. Tümörün lenf nodu 
metastazı yapma eğilimi düşük olduğundan prognoz 
genellikle iyidir. Ancak çoğu tümörün skuamöz 
hücreli karsinom ile karışık yapı gösterdiği ve bu 
miks yapının lezyonun karakterini agresif hale 
getirdiğini unutmamak gerekir. Tedavi seçeneği 
cerrahidir. Her ne kadar prognozu skuamöz hücreli 
karsinomdan çok daha iyi olsa da kafa kaidesi gibi 
lokal yapılara ulaştığında sonuç fetaldir (8).
İğ hücreli karsinom 
İğ hücreli karsinom epidermoid karsinomun 
nadir görülen bir formudur. Dil, dudak veya 
gingivada polipoid yapıda yüzeyi ülserasyonsuz 
lezyonlar şeklinde görülebilir (9). Ayırıcı tanısı hem 
karsinom hem de sarkomlarla yapılmalıdır. İğ 
hücreli karsinomlar agresif yapılı tümörlerdir (11). 
59 olgunun yer aldığı büyük bir seride hastaların 
%55’inden fazlası 2 yıl içinde hayatını kaybettiği 
bildirilmiştir (12).
Diğer Epidermoid Karsinomlar
Bazaloid Karsinoma, adenokarsinom ve 
bazoskuamöz karsinom, epidermoid karsinomun 
ender rastlanan varyasyonlarıdır. Hepsi skuamöz 
hücreli karsinomdan daha kötü bir prognoza sahiptir. 
Bunun nedeni de agresif lokal büyüme paternleri ve 
erken lenf bezi metastazı yapmalarıdır (7, 9, 13, 14). 
Şekil 2’de maksilla yerleşimli bir adenokarsinom 
görülmektedir.
Şekil 2: Maksillada adenokarsinom.
2. Tükürük Bezi Karsinomları
Tüm tükürük bezi tümörlerinin %10-15’ini 
intraoral minör tükürük bezi tümörleri oluşturur ve 
bu tümörlerin yaklaşık olarak %50’si maligndir. 
Tümörler sıklıkla palatinal mukozada sert yumuşak 
damak sınırına yakın bir bölgede orta hattın tek 
yanında olacak şekilde konumlanırlar (5, 15). 
Sublingual tükürük bezi tümörleri ise tüm tümörlerin 
yalnızca %0.5-1’ini oluşturur ancak bu tümörlerin 
%90’ından fazlası maligndir (8). 
3. Lenfomalar
İntraoral lenfomaların en sık görüldüğü alan 
Waldeyer halkasını oluşturan lenfatik dokudur. Bu 
alanda lingual tonsil, farengeal tonsil, adenoidler ve 
sert- yumuşak damak birleşme hattı bulunur (8). 
Lezyonlar submukozal yumuşak kitleler olabileceği 
gibi karsinomu çağrıştıran şekilde hızlı büyüyen, 
ekzofitik yapılı, ülsere lezyonlar da olabilir. 
Hastaların lenf nodüllerinde büyümelerde 
gözlenebilir ve lenfoma sistemik bir hastalık 
olduğundan hastadan sistemik bulgulara dair 58 Bektaş-Kayhan K., Ünür M.
anamnez almak da önemlidir. Ayrıca ‘Human 
Immunodeficiency Virus’ (HIV) enfeksiyonuna 
sahip hastalarda ve ‘Epstein-Barr Virus’ (EBV) 
enfeksiyonunda lenfoma sıklığında (özellikle B 
lenfoma) artış görüldüğünden hastaların bu yönden 
incelenmesi önemlidir (16). Lenfoma  şüphesinde 
intraoral lezyonun biyopsisi yapılmalıdır. Ayrıca 
sistemik tutulumu kontrol etmek için hastadan göğüs 
ve karın bölgesinin bilgisayarlı tomografisi ve kemik 
iliği biyopsisi de istenir (8). Tedavisi radyoterapi, 
kemoterapi ve son zamanlarda gelişen kök hücre 
transplantasyonu ile yapılmaktadır (17).
4. Sarkomlar
Bu mezenkimal tümörler fibröz, yağ, kas,
sinovyal, vasküler ya da nöral dokudan kaynaklanıp 
hematojen yolla yayılma eğilimindedirler. Oral 
kavitede ve çenelerde tanımlanmış tipleri; en sık 
rhabdomiyosarkomlar olmak üzere fibrosarkomlar, 
osteosarkomlar, kondrosarkomlar, liposarkomlar, 
fibröz histiyosarkomlar, nörofibrosarkomlar ve 
anjiyosarkomlardır (8, 18).
Rhabdomiyosarkom
Rhabdomiyosarkom iskelet kası kaynaklı malign 
bir yumuşak doku neoplazmıdır. Çocuklarda baş-
boyun bölgesinde en sık görülen sarkom tipidir. 15 
yaş altı çocuklarda görülen tüm malignitelerin %4-
8’inden sorumludur. Tüm vücutta görülen 
rhabdomiyosarkomların %40’ı baş-boyun 
bölgesinde yer alır (19). Çocuklarda özellikle 
yumuşak damak bölgesinde görülen hızlı büyüyen 
lobüler görünümlü lezyonlardan hiç vakit 
kaybetmeden biyopsi yapılmalıdır. Tedavi genellikle 
cerrahi ile kombine kemoterapidir (8). Uygulanan 
yüksek doz radyoterapi ve kombine kemoterapi 
tedavisi ile hastaların 4 yıllık sağ kalım oranlarını 
%87.5 olarak bildirilmiştir. Prognoz lezyonun 
bulunduğu bölgeye, derecesine ve histolojik tipine 
göre değişiklik gösterir (20).
Osteosarkom
Çenelerdeki osteosarkomlar en sık hayatın 
üçüncü dekadında ancak uzun kemik sarkomlarından 
çok daha düşük sıklıkta görülürler (8). Tüm iskelette 
görülen osteosarkomların %5-10’u çenelerdedir 
(21). Düşük metastaz yapma eğilimleri ile uzun 
kemik osteosarkomlarına göre prognozları çok daha 
iyidir. En erken radyografik bulgu periodontal 
membrandaki genişlemedir. Tedavi negatif cerrahi 
sınırlara sahip geniş eksizyondur. Kemoterapide 
uzun kemiklerden sonra çenelerdeki osteosarkom 
tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır (8).
Kaposi Sarkomu
Genellikle alt ekstremiteleri tutan yavaş seyirli 
bir sarkomdur. Aslen nadir görülen bir sarkom olsa 
da son yıllarda artan HIV enfeksiyonu nedeniyle 
daha sık karşımıza çıkmaktadır. Kaposi sarkomu 
‘Acquired Immunodeficiency Syndrome’ (AIDS)’li 
hastalarda en sık gözlenen malignitedir ve sıklıkla 
oral kaviteyi tutar. Lezyonlar genellikle sert damak, 
gingiva ve dildedir. Lezyonun görünümü 
asemptomatik plaklardan ülsere nodüllere kadar 
değişebilir (5).
5. Metastatik tümörler
Her ne kadar teorik olarak vücudun herhangi bir 
organında yer alan primer odak çenelerde metastaz 
yaratabilse de akciğer, göğüs, prostat, böbrek ve 
tiroid çenelerdeki metastazları iyi tanımlanmış 
kanserlerdir. Mandibula posterioru ve kondil en sık 
tutulan alanlardır bunun nedeni de büyük olasılıkla 
bu alanlarda kırmızı iliğin bulunmasına bağlıdır. Bu
lezyonların tedavisi semptomatiktir ve cerrahi,
radyoterapi veya kemoterapi uygulanabilir (8, 22).
Şekil 3’te bir mesane tümörünün gingivadaki 
metastazı görülmektedir.
Şekil 3: Mesane tümörünün gingivada görülen metastazı.Ağız Boşluğunda Görülen Kanserler ve Sınıflandırılması 59
6. Melanomlar
Mukozal melanom nadirdir. Oral mukoza 
melanomları tüm melanomların %22’sinden azını 
oluştururlar (8). Sert damak ve maksiler gingiva oral 
kavite melanomlarının en sık kaynaklandığı 
bölgelerdir (8, 22). Oral malign melanomlar ise tüm 
oral malignitelerin %0,5’ini oluşturur (23). 
Lezyonlar genellikle asemptomatiktir. Fizyolojik 
pigmentasyondan ve iyatrojenik amalgam 
pigmentasyonundan ayırt edilmelidir (24). Uzak 
metastazları sık ve prognozları oldukça kötüdür (5,
25).
7. Multipl Miyelom
Sistemik bir hastalık olup kemiğin en sık görülen 
malign tümörüdür. Hastalık genellikle çenelerde 
bulgu vermeden önce teşhis edilmiş olur (8). 
Çenelerde görülen multipl myelomlar genellikle 
manbibulada gözlenir (26, 27). Tedavisinde 
kemoterapi ve kemik iliği transplantasyonu 
kullanılmaktadır (8).
ORAL SKUAMÖZ HÜCRELİ KARSİNOM 
(OSHK)
OSHK, çok katlı skuamöz epitelin malign 
neoplazmı olup lokal destrüktif büyüme ve metastaz 
yapma yeteneğindedir (22). Oral bölgede en sık 
görülen malign tümördür (6, 8, 9, 13, 28). OSHK’lar 
ise kendi içinde histolojik derecelendirmesine, 
lokalizasyonuna, TNM (tümör büyüklüğü, nod 
metastazı ve metastaz varlığına göre yapılan tümör 
derecelendirme sistemi)  sınıflamasına bağlı olarak 
pek çok şekilde sınıflandırılabilir. Hastalığın 
prognozu ile ilişkili olan sınıflandırmalar önemlidir. 
Histolojik olarak az-orta veya iyi diferansiye olarak 
derecelendirilen OSHK, lokalizasyonuna göre dil, 
dudak, sert damak, yumuşak damak, gingiva, 
retromolar üçgen ve ağız tabanı şeklinde ayrılabilir. 
Şekil 4’te kliniğimizde teşhis edilen,  dilde lokalize 
bir skuamöz hücreli karsinom görülmektedir.  TNM 
sınıflaması ise Amerikan Birleşik Kanser Komitesi 
(AJCC) tarafından belirlenen şekli ile 
uygulanılmaktadır (5, 13).
Şekil 4: Dilde skuamöz hücreli karsinom.
Epidemiyoloji
Dünyada 20 farklı coğrafik bölge temel alınarak 
yapılan tahminlerde 2002’de dünyada 10,9 milyon 
yeni kanser olgusu bulunduğu ve bunların 2/3’ü 
erkek olmak üzere 274,000’inin oral kanser olgusu 
olduğu öne sürülmektedir (29). 
Ülkemizde ise mevcut  kayıt sisteminin yeterli 
olmaması nedeniyle kanser sıklığı hakkında tam 
olarak doğru bilgilere ulaşılması mümkün değildir. 
Ülkemizde 1982 yılında kanser bildirimi zorunlu 
hastalıklar listesine alınmış ve bu bildirimin Sağlık 
Bakanlığı bünyesindeki Kanser Savaş Daire 
Başkanlığı’na yapılması istenmiştir (30). Ancak 
1999 yılı itibariyle bildirim oranları 35-40 / 100,000 
civarındadır. Gerçek sıklık tahminleri ise bu sayının 
150-200 / 100,000 olduğu yani yılda 100,000 
civarında yeni olgu teşhis edildiği yolundadır (30,
31). Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de yıllık 
kanser sıklığı, gelişmekte olan ülkelerde 260 /
100,000 iken gelişmekte olan ülkelerde 102 /
100,000’dir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde 60 Bektaş-Kayhan K., Ünür M.
yaşam uzunluğundaki artışlarla kanser sayısında da 
artışlar beklenmektedir (31).
1985-1990 yılları arası İstanbul, İzmir ve Ankara 
dışındaki 16 patoloji merkezinin sonuçlarının 
değerlendirildiği çalışmada, cinsiyet ve sistemlere 
göre kanser olgularının dağılımı yapılmıştır. Ağız ve 
dudak kanserleri erkeklerde tüm kanserlerin 
%8,8’ini, kadınlarda görülen kanserlerin %4’ünü 
oluşturmaktadır (30).
Fırat ve Hayran’ın 1990-1992 yılları arasında 
hastanelerde yatan hastaları inceleyerek yaptıkları 
istatistik sonuçları ise erkeklerde oral kavite ve 
farinks kanserini %3,11 kadınlarda ise %2,32 olarak 
göstermektedir. Bu sonuçlarla erkeklerde en sık 
görülen kanserler sıralamasında oral kavite ve
farinks kanserleri birlikte 9., kadınlarda ise 10. sırayı 
almaktadır. Kanserden ölüm yüzdelerine 
bakıldığında, 1992 yılında ilk sırada %41 ile kalp 
hastalıkları yer almakta ve kanserler %10,9 oranı ile 
3. sırada bulunmaktadır. Yine aynı yıl oral kavite ve 
farinks kanserinden dolayı beklenen ölüm ise 
erkeklerde %0.14 ve kadınlarda %0.09 oranındadır 
(32).
Risk Faktörleri
Oral skuamöz hücreli kanser görülme sıklığı yaşa 
bağlı olarak artar (33). Burada artan yaşla beraber 
azalan immün savunma, genetik değişimlerin 
akümülasyonu (34) ve kanserde başlatıcı ve 
promoter olarak tanımlanan (fiziksel ve kimyasal 
irritanlar, virüsler, hormonal etkiler, hücresel 
yaşlanma ve azalan immün bağışıklık) etkilere 
maruz kalınan zamanın uzaması ön plandadır (13). 
Özellikle sigara ve alkolün OSHK etyolojisindeki 
rolü birinci plandadır (35). Bu nedenle tüm diğer 
faktörlere rağmen oral kanserler  Dünya Sağlık 
Örgütü tarafından önlenebilir kanserler olarak 
tanımlanmaktadır (36). 
Tanı ve Tedavi
Deri kanserleri ve oral kanserler dışında sadece 
inspeksiyonla şüphe uyandıracak hatta teşhis 
edilecek başka bir kanser türü yoktur (37). Ancak 
her ne kadar görülür alanda olsalar da çoğu kez 
erken tanı konulamaz (37,  38).  Erken tanı oral 
kanser olgularında sağkalım oranını en çok etkileyen 
faktörlerin başında olsa da çoğu kez hastalar hekime 
başvurmakta geciktiklerinden ve nadiren de erken 
dönem lezyon görüntüsünün hekimler tarafından 
ayırıcı tanısı ivedilikle yapılamadığından tanı gecikir 
(37, 39, 40). Şekil 2 ve 3’te erken tanı alamamış iki 
oral skuamöz hücreli karsinom hastası 
görülmektedir.
3 haftadan uzun zamandır var olan teşhis 
konmamış her türlü kitle ve ülser kanser şüphesi ile 
incelenmelidir (41). Tümörden eksizyonel veya 
insizyonel (punch, wedge veya ince iğne aspirasyon) 
biyopsi alınır. Epitelin bazal kısmından örnekleme 
alınamadığı için eksfoliatif sitolojinin sınırlı bir 
değeri vardır (6). 
Son zamanlarda fırça biyopsisi ile yapılan 
çalışmaların kiminde epitelin tam kalınlıkta 
örneklenebildiği bildirilirken (13), kimi çalışmalar 
ise örneklemenin her zaman başarılı olmadığı 
bildirmektedir (42, 43). 
Oral karsinoma tedavisi, hastanın yaşına, 
medikal durumuna, tümörün bulunduğu alana, 
yayılma derecesine ve histolojik tipine bağlı olarak 
değişen bir komplekstir (26-28).
Tedavide ana seçenekler cerrahi ve radyoterapi 
ya da her ikisinin bir arada uygulanmasıdır (9, 44,
45).
Cerrahi tipik olarak, kolaylıkla eksize 
edilebilinecek küçük karsinomlarda, özellikle kemiği 
infiltre etmiş karsinomlarda (radyoterapi sonrası 
osteoradyonekroz görülme olasılığı nedeniyle) (46) 
ve radyoterapi ile başarıya ulaşılamamış olgularda 
tedavi seçeneği olarak tercih edilir (9).
OSHK’larda cerrahi tedavinin temel hedefi 
radikal bir şekilde tümörü rezeke etmektir. Bazı 
istisnalar hariç, kısmi rezeksiyon veya hacim 
küçültme amacıyla cerrahi uygulaması kabul gören 
bir görüş değildir. Bu nedenle bu hastalarda tümör 
çıkartıldıktan sonra kalan dokulardaki cerrahi sınırın 
makroskobik olduğu kadar mikroskobik de temiz 
olması çok önemlidir (45, 47). 
Radikal kanser cerrahisi 2 ana bölgeye 
yöneliktir. 1. Primer tümörün cerrahi tedavisi, 2. 
Gizli veya belirgin boyun metastazlarının tedavisi. 
Bu nedenle bu hastaların cerrahi tedavilerinde 
sıklıkla primer tümörün rezeksiyonuyla birlikte 
çeşitli şekillerde boyun diseksiyonları da ameliyata 
eşlik eder (45). Gizli metastazlar için elektif boyun 
diseksiyonu da yapılabilir. Bunun sonucunda, klinik 
olarak normal ancak histopatolojik olarak tümör 
içeren lenflerin diseksiyonu her ne kadar erken evre 
lezyonlarda sınırlı pozitif sonuç verse de, hastanın 
tedavisinin planlanmasında büyük önem taşır (47). 
Radyoterapi, iyonizan radyasyonun kansere ve 
seçilmiş kanser dışı hastalıklara yönelik olarak Ağız Boşluğunda Görülen Kanserler ve Sınıflandırılması 61
kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Radyoterapi 
uygulamalarında önceden belirlenmiş olan tümör 
hacmine, tümör dokusunu çevreleyen normal 
dokularda olabildiğince az hasar oluşturacak şekilde, 
önceden hesaplanmış olan iyonizan radyasyon 
dozunun uygulanması hedeflenmektedir (45). 
Küratif tedavi uygulamalarında tümör hacminin 
ortadan kaldırılması yoluyla tedavi edilen hastanın 
yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve sağkalım 
olasılığının arttırılması amaçlanmaktadır (6, 48). 
Palyatif radyoterapi uygulamalarında ise tümör 
hacminin azaltılması yolu ile tedavi edilen hastada 
gözlenen hastalığa ilişkin semptomların ortadan 
kaldırılması hedeflenmektedir (45).
OSHK’larda radyoterapi eksternal ve brakiterapi 
uygulamaları olarak iki farklı şekilde yapılabilir. 
Bunlar eksternal radyoterapi ve brakiterapi 
uygulamalarıdır (6, 13, 45) .  Eksternal radyoterapi 
ışın demetlerinin hastalara dışarıdan (belirli bir 
uzaklıktan) yönlendirilmesi yoluyla, brakiterapi ise 
radyasyon kaynağının doğrudan tedavi uygulanan 
bölgeye (tümör içeren dokuya) yerleştirilmesi ile 
uygulanır (45, 48).
SONUÇ
Ağız boşluğunda görülen kanserler, çalışma 
sahamız içinde yer aldıklarından  biz diş hekimleri 
açısından özellikle önemlidir. Erken tanı konmasına 
olası katkımız, bu konudaki eğitimimiz ile paralel 
olarak artmaktadır.  Ayırıcı tanıları dikkate alınarak 
zamanında yapılacak doğru yönlendirmeler 
sağkalımı  oranlarını  ciddi anlamda etkileyecektir.
Tümör büyüklüğü artmadan ve  tümör  boyun 
lenflerine yayılmadan teşhis edilen hemen tüm oral 
kanserlerde prognoz iyidir. Ayrıca hastalarımıza 
ağız kanserleri konusunda yapılacak doğru 
bilgilendirme bu konuda toplumun farkındalığını 
arttıracak ve yine erken teşhiste daha ileri adımlar 
atılmasına neden olacaktır.
KAYNAKLAR
1. Parkin DM, Laara E, Muri CS. Estimates of the 
worldwide frequency of sixteen major cancers 
in 1980. Int J Cancer, 1988; 41 (2): 184-97. 
2. Boring CC, Squries TS, Tong T, Montgomery 
S. Cancer statistics, 1994. CA Cancer J Clin,
1994; 44 (1): 7-26.
3. Howell RE, Wright BA, Dewar R. Trends in 
the incidence oforal cancer in Nova Scotia 
from 1983 to 1997. Oral Surg Oral Med Oral 
Pathol Oral Radiol Endod, 2003;95 (2): 205-
12.
4. Erimoğlu C. Diş hekimleri için İnsan 
Anatomisi. 1. Baskı İstanbul Üniversitesi 
Basımevi ve Film Merkezi, İstanbul, 1990;
104.
5. Başerer N. Oral Kavite Kanserleri In: Engin K, 
Erişen L (eds). Baş-Boyun Kanserleri 1. Baskı 
Nobel Matbaacılık, İstanbul, 2003; 237-270.
6. Karadeniz AN. Baş-boyun ve Tiroit Kanserleri.
In: Topuz E, Aydıner A, Karadeniz AN, 
editörler. Klinik Onkoloji. İstanbul: Tunç 
Matbaası, 2000; 161-200. 
7. Cawson RA, Odell EW, Porter S. Cawson’s 
Essentials of Oral Pathology and Oral 
Medicine. 7. ed. Churchill Livingstone, 
Edinburgh, 2002; 230-54.
8. Ord RA. Types of Oral  Cancer. In: Ord RA, 
Blanchaert RH: (eds).Oral Cancer The 
Dentist’s Role in Diagnosis, Management, 
Rehabilitation, and Prevention. 1th ed. 
Quintessence Publishing Co Inc, Chicago, 
2000;65-77.
9. Cawson RA, Binnie WH, Barrett AW, Wright 
JM. Oral Disease Clinical and Pathological 
Correlations. 3. ed. Mosby, Edinburgh, 2001;
15.1-15.23.
10. Bouquot JE. Oral verrucous carcinoma: 
Incidence in two US populations. Oral Surg 
Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod,
1998; 86: 318-24.
11. Rizzardi C, Frezzini C, Maglione M, Tireli G, 
Mauro M. A Look at the Biology of Spindle 
Cell Squamous Carcinoma of the Oral Cavity: 
Report of a Case. J Oral Maxillofac Surg,
2003; 61: 264-8.
12. Ellis GL, Corio RL. Spindle cell carcinoma of 
the oral cavity: A clinicopathologic assessment 
of fifty-nine cases. Oral Surg Oral Med Oral 
Pathol, 1980; 50: 528-34. 
13. Epstein JB. Oral cancer In: Greennberg MS, 
Glick M. (eds) Burket’s Oral Medicine 
Diagnosis and Treatment 10th ed. BC Decker 
Inc, Ontario, 2003: 194-234.
14. Neville BW, Damm MM, Allen CM, Bouquot 
JE. Oral and Maxillofacial Pathology. 1st ed. 
WB Saunders, Philadelphia,1995: 259-321.62 Bektaş-Kayhan K., Ünür M.
15. Toida M, Shimokawa K, Makita H, Kato K, 
Kobayashi A, Kusunoki Y, Hatakeyama D, 
Fujitsuka H, Yamashita T, Shibata T. Intraoral
ağız kanseri,diş hekimi,zirkonyum diş fiyatları
minor salivary gland tumors: a clinicopathological study of 82 cases. Int J Oral Maxillofac 
Surg, 2005; 34: 528-32.
16. Agius LM. Possible close analogy between 
HIV and EBV infection and, respectively, 
induced lymphomas. Med Hypotheses, 2003;
60 (6): 874-9. 
17. Serrano D, Carrion R, Balsalobre P, Miralles P, 
Bereguer J, Buno I, Pineda AG, Ribera JM, 
Conde E, Martin JLD. HIV-associated 
lymphoma succesfully treated with peripheral 
blood stem cell transplantation. Exp Hematol,
2005; 33: 487-94.
18. Gorsky M, Epstein JB. Head and neck and 
intra-oral soft tissue sarcomas. Oral Oncol,
1998; 34: 292-6.
19. Chigurupati R, Alfatooni A, Myall RWT, 
Hawkins D, Oda D. Orofacial rhabdomyosarcoma in neonates and young children: a review 
of literature and management of four cases. 
Oral Oncol, 2002; 38: 508-15.
20. Bras J, Batsakis JG, Lund MA. Rhabdomyosarkoma of the oral soft tissues. Oral Surg Oral 
Med Oral Pathol, 1987; 64 (5): 585-96.
21. Santos DT, Cavalcanti MGP. Osteosarcoma of 
the temporomandibular joint: Report of two 
cases. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral 
ağız kanseri,diş hekimi,zirkonyum diş fiyatları
Radiol Endod, 2002; 94: 641-7. 
22. Sapp JP, Eversole LR, Wysocki GP. 
Contemporary Oral and Maxillofacial 
Pathology. 1st ed. Mosby St. Louis,1997, p:
156-195.
23. Tanaka N, Mimura M, Ogi K, Amagasa T. 
Primary malignant melanoma of the oral 
cavity: assessment of outcome from clinical 
records of 35 patients. Int J Oral Maxillofac 
Surg, 2004; 33: 761-5.
24. Özkan L. Orofarenks kanserleri In: Engin K, 
Erişen L (eds). Baş-Boyun Kanserleri 1.baskı 
Nobel Matbaacılık, İstanbul, 2003; 273-302.
25. Tauscher AE, Jewell WR, Damjanov I. 
Malignant melanoma of the lip spreading in a 
pagetoid manner into the minor salivary 
glands. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral 
Radiol Endod, 2002; 94: 341-4.
26. Deliliers GL, Bruno E, Cortelezzi A, Fumagalli 
L, Morosini A. Incidence of jaw lesions in 193 
patients with multiple myeloma. Oral Surg 
Oral Med Oral Pathol, 1988; 65: 533-7. 
27. Witt C, Borges AC, Klein K, Neumann HJ. 
Radiographic manifestations of multiple 
myeloma in the mandible: A retrospective
study of 77 patients. J Oral Maxillofac Surg,
1997; 55: 450-3.
28. Cawson RA, Odell EW, Porter S. Cawson’s 
Essentials of Oral Pathology and Oral Medicine. 7. ed. Churchill Livingstone, Edinburgh,
2002; 230-54.
29. Parkin DM, Bray F, Ferlay J, Pisani P. Global 
cancer statistics, 2002. CA Cancer J Clin,
2005; 55: 74-108.
30. Tuncer İ, Burgut R, Bozdemir N, Coşar EF. 
Türkiye’de Kanser Sıklığı.1.baskı TÜBİTAK, 
Adana, 1994; 28-35. 
31. World Health Organization International 
classification of diseases for oncology (ICD-0) 
World Health Organization, Geneva,1990.
32. Fırat D, Hayran M. Cancer Statistics In Turkey 
and In The World 1990-1992. 1st ed. İz 
Matbaacılık, Ankara, 1992.
33. Bilgel N. Baş-boyun kanserlerinin epidemiyolojisi In: Engin K, Erişen L (eds). Baş-Boyun 
Kanserleri 1.baskı Nobel Matbaacılık, İstanbul, 
2003; 33-6.
34. Wogan GN, Hecht SS, Felton JS, Conney AH, 
Loeb AL. Enviromental and chemical 
carcinogenesis. Seminars in Cancer Biology,
2004; 14: 473-86.
35. Warnakulasuriya S, Sutherland G, Scully C. 
Tobacco, oral cancer, and treatment of 
dependence. Oral Oncol, 2005; 41: 244-60.
36. WHO Global Oral Health Programme, The 
World Oral Health Report 2003, Geneva, 2003.
37. Yellowitz JA. The Oral Cancer Examination. 
In: Ord RA, Blanchaert RH: (eds).Oral Cancer 
The Dentist’s Role in Diagnosis, Management, 
Rehabilitation, and Prevention. 1th ed. 
Quintessence Publishing Co Inc, Chicago, 
2000;21-37.
38. Regezzi JA, Sciubba J. Oral Pathology 
Clinical-Pathologic Correlations. 2nd ed. WB 
Saunders Philadelphia,1995: 259-321.
39. Onizawa K, Nishihara K, Yamagata K, Yusa 
H, Yanagawa T, Yoshida H. Factors associated 
with diagnostic delay of oral squamous cell 
carcinoma. Oral Oncol, 2003; 39: 781-8.Ağız Boşluğunda Görülen Kanserler ve Sınıflandırılması 63
40. Pitiphat W, Diehl SR, Laskaris G, Cartsos V, 
Douglas CW, Zavras AI. Factors associated 
with delay in the diagnosis of oral cancer. J 
Dent Res, 2002; 81: 192-7.
41. Ord RA. Diagnostic Procedures. In: Ord RA, 
Blanchaert RH: (eds). Oral Cancer The 
Dentist’s Role in Diagnosis, Management, 
Rehabilitation, and Prevention. 1th  ed. 
Quintessence Publishing Co Inc, Chicago, 
2000; 39-48.
42. Haws J, Rhodus NL, Willams B, Griffin RJ. 
Number of apoptotic cells in brush biopsies of 
patients with oral leukoplakia. Oral Surg Oral 
Med Oral Pathol Oral Radiol Endod, 2004; 97:
461.
43. Poate TWJ, Buchanan JAG, Hodgson TA, 
Speight PM, Barrett AW, Moles DR, Scully C, 
Porter SR. An audit of the efficacy of the oral 
brush biopsy technique in a specialist oral 
medicine unit. Oral Oncol, 2004; 40: 829-34.
44. Blanchaert RH Jr. Contemporary Principles of 
Surgical Reconstruction of the Oral Cavity. In: 
Ord RA, Blanchaert RH: (eds).Oral Cancer 
The Dentist’s Role in Diagnosis, Management, 
Rehabilitation, and Prevention. 1th ed. 
Quintessence Publishing Co Inc, Chicago, 
2000; 93-109.
45. Demireller A, Serin M, Erkel HŞ, Manavoğlu 
O, Kurt E. Tedavi Prensipleri In: Engin K, 
Erişen L (eds). Baş-Boyun Kanserleri 1. Baskı 
Nobel Matbaacılık, İstanbul, 2003; 121-142.
46. Gomez D, Faucher A, Picot V, Siberchicot F, 
Renaud-Salis JL, Bussieres E, Pinsolle J. 
Outcome of squamous cell carcinoma of the 
gingiva: a follow-up study of 83 cases. J 
Cranio-Maxillofac Surg, 2000; 28: 331-5.
47. Lim YC, Kim JW, Koh YW, Kim K, Kim HJ, 
Kim KM, Choi EC. Perivascular-submandibular lymph node metastasis in squamous cell 
carcinoma of the tongue and flor of the mouth. 
Eur J Cancer Surg, 2004; 30: 692-8. 
48. Suntharalingam M. Principles and Complications of Radiation Therapy. In: Ord RA, 
Blanchaert RH: (eds).Oral Cancer The 
Dentist’s Role in Diagnosis, Management, 
Rehabilitation, and Prevention. 1th ed. 
Quintessence Publishing Co Inc, Chicago, 
2000;111-122.
Yazışma Adresi:
Dr. Kıvanç BEKTAŞ-KAYHAN
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 
Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Bilim Dalı 6. Kat
34390 Çapa/İstanbul
Tel: 02124142020- 30350
E-mail: bektaskk@istanbul.edu.tr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>